Etiket arşivi: erge özcan

Öğretmen – Frank McCourt

İrlanda’nın Limerick kentinde geçen çocukluk yıllarını kaleme aldığı “Angela’nın Külleri” ve bir İrlandalı olarak New York’ta geçirdiği zorlu mu zorlu ilk yıllarını anlattığı “Umuda Doğru” romanları ile edebiyat severlerinin büyük ilgi ve beğenisini kazanan Frank McCourt; serinin üçüncü kitabı olan “Öğretmen”de, New York liselerinde otuz altı yıl İngilizce öğretmenliği yaptığı yılları bize aktarıyor.

ogretmen

“Zil çaldı ve beni konfeti yağmuruna tuttular. Güzel bir yaşam geçirmemi söylediler. Ben de onlara aynısını diledim. Üstümde renk renk konfetilerle koridordan yürüdüm.

Birileri seslendi. ‘Hey, Bay McCourt, bir kitap yazmalısınız.’

Deneyeceğim.” cümleleriyle son bulan kitap hem ikinci romanda belirtildiği şekilde, en büyük hayali öğretmen olabilmek olan genç İrlandalı oğlanın hayalini gerçekleştirdiği yılları sempatik ve akıcı bir üslup ile aktarıyor hem de McCourt’un otuz altı yıllık öğretmenlik mesleğinin yaşamına bir yazar olarak nasıl yön verdiğini anlatıyor.

McCourt bu üçüncü romanında da bizlere, “Hayatta her şey mümkün. Yeter ki yeterince isteyin.” mesajını vermeyi ve okurlarını gülümsetmeyi başarıyor. Hararetle tavsiye edilir.

erge

The Help (2011)

1960’ların başı… Amerika… Bugün kendini “özgürlükler ülkesi” olarak tanımlayan Amerika’da ırkçılığın kol gezdiği, “American Dream” kavramının bazıları için yalnızca kötü bir düş, hatta kabus olduğu dönemler…

2011 yapımı “The Help”; beyazlar için rüya, siyahiler için ise kabus olan işte bu dönemi ele alır.  Kathryn Stockett’ın aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlanan film; 50’li-60’lı yıllarda yaşamlarını sürdürebilmek adına, kendilerini hor görüp aşağılayan beyazların evlerinde hizmetçilik yapan “zenci” kadınların etkileyici hikayesini, Aibileen Clark ve en yakın arkadaşı Minny Jackson üzerinden anlatmaktadır.

oQM9u7284

Anneleri ya köle, ya da en fazla hizmetçi olmaya layık görülmüş olan ve kendi çocuklarını küçük yaşta okuldan almak zorunda kalıp yine kendileri gibi onları hor görecek beyazların evine teslim etmek durumda kalan, yahut da çocuklarını ırkçı saldırılarda kaybeden kadınlardan sadece ikisidir Aibileen ve Minny… Her gün işte aşağılınırken – hatta “zencilere has” belli bir mikrobu taşımaları riskine karşın, çalıştıkları evde tecrit edilircesine ayrı tuvalet kullanmaya zorlanırken-, yanlarında çalıştıkları beyazların çocuklarına onların ne kadar değerli olduklarını aşılamaya çalışan kadınlardan sadece ikisi…

İkilinin hayatı, kasabadan üniversite okumak için ayrılan, kendisini büyüten siyahi dadısına inanılmaz düşkün, idealist  Eugenia ‘Skeeter’ Phelan’ın gelişiyle değişecektir. Eugenia’nın beyazların evlerinde aşağılanan siyahi kadın hizmetçilerin anılarını derlemeyi teklif etmesiyle, önce bu teklifi görecekleri tepkilerden ötürü korkarak reddeden, ardından da tüm gemileri yakarak kabul eden Aibileen ve Minny’nin hayatı değişecektir. Artık iki kadın yalnızca sistemin onlara dayattıkları ile sınırlı kalmak zorunda olmadıklarını anlayacak ve kendi hikayelerinin yazarı olmaya karar verecektir.

the-help-duygularin-rengi-2011

Tate Taylor’ın hem senaryosunu yazıp hem yönettiği The Help,  duygusal öğelerin esprilerle harika bir kıvamda harmanlanmasının yanında, oyuncuların birbirinden güçlü performanslarıyla da dikkat çekmektedir. Emma Stone, Viola Davis, Bryce Dallas Howard, Octavia Spencer, Allison Jenney ve Cicely Tayson gibi son derece güçlü bir oyuncu kadrosuyla karşımıza çıkmaktadır “The Help”. Birçok film festivalinde adaylıklar ve ödüller kazanan film, Octavia Spencer’ın “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” dalında kucakladığı Oscar ile de adından sıkça söz ettirmiş bulunmaktadır.

Filmin dikkat çeken bir diğer yanı ise konuyu daha da etkileyici kılan vurucu replikleridir. Özellikle Aibileen’in ve Skeeter’ın biricik dadısı Constantin’in söylediği replikler, “azınlık olarak yaşamanın ne kadar güçlü durmayı gerektirdiği” gerçeğini bize bir kez daha kanıtlar:

“Kendine acımayı bıraksan keşke. Asıl çirkinlik budur! Çirkinlik içte büyüyen bir şeydir.”

“Ölmediğin her gün, sabahları uyandığın vakit bazı kararlar alman gerekir. ‘O aptalların benim hakkımda söyledikleri kötü şeylere inanacak mıyım?’ Bu soruyu kendine sormalısın.”

“Yüreklilik sadece cesur olmakla olmaz. Yüreklilik, acizliğimize rağmen doğru olan şeyi yapmaktan geçer.”

“Her yıl onun ölüm yıldönümü nefes alamam. Sizler için sıradan bir briç günüdür oysa… Eğer pes edersen, benim yazdığım, onun yazdığı her şey ölür.”

“Bazen cesaret bir nesli es geçer. Cesareti ailemize yeniden kazandırdığın için sana müteşekkirim.”

“Tanıdığım onca insanı düşündüm. Gördüğüm ve yaptığım onca şeyi. Oğlum bir gün ailemizden bir yazar çıkacağını söylerdi. Sanırım o ben olacağım.”

Kısacası, film son yılların en etkileyici filmlerinden ve ırkçılık konusunu ele alan en başarılı eserlerden biri olmayı başarmakta ve izleyenlere unutamayacağı dakikalar vaad etmektedir.

Filmin fragmanı için;

Ek bilgi: Bugün ABD’nin siyahi bir başkanının olduğunu unutmadan,  “zenci” diye yıllarca aşağılanan siyahilerin, bugünlere gelmeden ne tür zorlu dönemler geçirmiş olduğunu gözler önüne seren birkaç fotoğrafı sizlerle paylaşarak tanıtımımızı bitiriyoruz.
dorothy-counts-one-of-the-first-black-students-to-enter-the-newly-desegregated-harry-harding-high-school-is-mocked-by-whites-on-her-first-day-of-school-2
dorothy-counts-one-of-the-first-black-students-to-enter-the-newly-desegregated-harry-harding-high-school-is-mocked-by-whites-on-her-first-day-of-school1
Fotoğraf 1 -2 :  Eylül 1957… Kuzey Carolina’daki Harry Harding Lisesi’ne kabul edilen ilk siyahi öğrencilerden olan 15 yaşındaki Dorothy Counts ile öğrenciler “rengi” yüzünden dalga geçerken…
83103021
back-of-the-bus
Fotoğraf 3 – 4: Siyahi kişilerin otobüslerin sadece “renkli ırklar içi” ayrılmış, arka koltuklarında oturup seyahat edebilme hakkı olduğu dönemlerden kareler…
erge

Angela’nın Külleri II – Umuda Doğru

İrlandalı fakir bir ailenin hem oldukça hüzünlü hem de sempati öğesini asla elinden bırakmayacak şekilde sevimli hikayesini anlatan, bütün dünyada oldukça ses getiren “Angela’nın Külleri” romanının ikincisidir “Umuda Doğru”…

Angela’nın Külleri kitabında küçücük bir çocuk olan Frankie (Kitabın yazarı olan Frank McCourt ve ailesinin gerçek hikayesini aktarır kitap serimiz) artık büyümüş ve farklı diyarların hayali kuran bir delikanlı olup çıkıvermiştir. Zaten kitap da Frankie’nin İrlanda’dan Amerika’ya gitmek için yola çıktığı gemi yolculuğu ile başlar.

Kitap boyunca, İrlandalı Frankie’nin Amerika’da yaşadığı birçok zorluğa tanıklık ederiz. Otellerde çalışmaktan, gözleri iltihaplı halde tuvaletleri temizlemeye, rıhtımlarda işçi olarak çalışmaya kadar bir çok zorluk… Oysa, Kore Savaşı’nın çıkmasıyla Almanya’ya da giden ve orada gördüklerinin yaraları ile Amerika’ya dönen, liseyi dahi bitirmemiş Frankie’nin her şeye rağmen bir hayali vardır; üniversiteye gitmek…

angelanin-kulleri-2-frank-mccourt-h55__45892078_0

Frank McCourt’un İrlandalı fakir bir çocuktan, hayallerini gerçekleştiren başarılı bir öğretmene dönüşmesine kadar uzanan yolculuğu (ki McCourt öğretmenlik yıllarını da “Öğretmen” adlı romanında anlatmaktadır) anlatan “Umuda Doğru”, Angela’nın Külleri serisinin tüm kitapları gibi, asla vazgeçmediği coşkusu ve insancıllığı ile yine kendini bir solukta okutmayı başarmaktadır. Başucu kitabınız olabilecek bu özel kitap, “şiddetle” değil, “sevgiyle” tavsiye edilir.

erge