Etiket arşivi: bermal aydın

Menekşe’den Önce (2013)

Gazeteci-yazar Soner Yalçın’ın Sivas katliamını anlatan bu filmi yaparken tutuklanmasının ardından arkadaşlarının tamamladığı Menekşe’den Önce, o acıyı en derinden ve şiddetli şekilde yaşamış bir aileyi merkezine alarak  Sivas Madımak’ta olanları gözler önüne seren bir dokü-drama, yani dramatik bir belgesel.

menekseden_once_belgesel_film

Filme adını veren Menekşe, ağabeyi Koray ile ablası Menekşe Madımak’ta 2 Temmuz 1993’te, yani bundan tam yirmi yıl önce katledildiğinde henüz dünyaya gelmemişti. Annesi Hüsne ve babası İsmail, kaybettikleri evlatlarının acısına belki teselli olur diye katliamdan iki yıl sonra bir bebek yapıp yeni doğmuş bu kız çocuğuna, kaybettikleri kızlarının ismi olan Menekşe’yi koydular. Ve umudun çiçeği Menekşe, doğduktan 16 yıl sonra, Madımak’la ilgili bir belgesel yapma fikriyle yola çıkan Soner Yalçın tarafından bulundu, geçmişteki olayların izini Yalçın’la beraber sürdü ve ortaya yürek yakan Menekşe’den Önce çıktı.

Müziklerini Fazıl Say’ın yaptığı ve tam bir imece usulüyle hazırlanan film, 20 Eylül 2013 tarihinde yani bugün gösterime girdi. Yakın tarihimizin bu en büyük utançlarından biri  ve Türkiye’nin aydınlık insanları ile Alevi toplumuna yönelik bir linç, bir yok etme eylemi olan  Sivas katliamını anlatan filmin finalinde Muhyiddin Abdal’ın sözleri, Fazıl Say’ın bestesiyle dile gelen İnsan İnsan’ın Sivas’ta yitirdiğimiz 33 canın  görüntüleriyle perdede görünmesi ise yüreklere son darbeyi vuruyor.

Yşananların Orta Çağ’ın karanlık dehlizlerinde değil, 20. yüzyıl Türkiyesi’nde yaşandığını bilmek ise hem acıyı hem de utancı bin kat daha arttırıyor… Unutmamak, unutturmamak yaşananların bir daha tekrarlanması için önemlidir ve sadece bu yüzden bile bu filme gidilmelidir…

Filmin tanıtımı için;

Menekşe’den Önce’yi izleyebileceğiniz salonlar ve seanslar:

1238877_519938588086629_1785749504_n

2 Temmuz 1993’te Sivas’ta neler yaşanmıştı? Sonrasında neler oldu?

Madımak Katliamı ya da Madımak Olayı olarak da bilinen Sivas Katliamı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından düzenlenmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin yakılması sonucunda,şenlikler için orada bulunan  ve çoğu Alevi  olan yazar, ozan,düşünür ile iki otel görevlisi de dahil olmak üzere toplam 35 kişinin yanarak ya da dumandan boğularak hayatlarını kaybettiği olaylardır.

Pir Sultan Abdal şenlikleri kapsamında şehre gelenlerden özellikle Aziz Nesin’e karşı olan bir grup ile Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden başlangıçta önlenmiş, ancak kalabalık giderek büyüyerek sayıları binlere ulaşmış ve binlerce kişiden oluşan bu gözü dönmüş güruh, Kültür Merkezi’nden ilk önce Hükümet Konağı’na gelmiş, buradan sloganlar atarak  Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etmiştir. Önce otel önündeki araçları ateşe veren ve oteli taşlamaya başlayan grup, daha sonra otelin camlarını kırarak içeri girmiş, perdeleri ve eşyaları tutuşturarak oteli ateşe vermiştir.  Otele sığınmış olan kişilerden, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin’in de bulunduğu35 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirirken içlerinde Aziz Nesin’in de bulunduğu 51 kişi  ağır yaralarla kurtulmuştur.İtfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan Aziz Nesin, merdivendeki görevli tarafından darp edilip, merdivenden itfaiye aracı etrafında toplanan karşıt görüşlü kalabalığa doğru atılmıştır. Bu sırada başından yaralanan Aziz Nesin’i linç girişiminden araya giren polisler kurtarmıştır.

Olaylar sonucunda 33 konuk ve 2 otel görevlisi dahil 35 kişi yaşamını yitirirken akşam saatlerinde valilikçe 2 günlük sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir.

Ellerine gaz bidonları tutuşturulmuş ve planlı şekilde örgütlendirilmiş gerici kitle, tekbir sesleri ile Madımak Oteli’nde onlarca canı katlederken dönemin DYP-SHP koalisyon hükümetinin başbakanı Tansu Çiller, başbakan yardımcısı Erdal İnönü, cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Refah Partili Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu,  Sivas Valisi ve ordu, polis olmak üzere tüm kolluk güçleri seyirci kalmış, olaylar adım adım katliama doğru giderken 11 saat boyunca parmaklarını bile kıpırdatmamışlardır. Sonraki süreçte ise adil bir yargılama olmadığı gibi asıl sorumlular da korunup kollanmıştır. Sanıklardan kimisi bir türlü yakalanamazken (!); kimisi devletten maaşını almaya devam etmiştir. Yıllarca süren yargılamanın bir türlü sonuçlandırılmaması neticesinde geçtiğimiz aylarda zaman aşımına uğrayan dava ve bu sayede beraat eden sanıklar ise, Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Hayırlı olsun” temennisiyle karşılanmıştır…

Bugüne kadar devlet eliyle işlenmiş cinayetlerde yaşamlarını yitiren tüm insanların anısına;

http://www.dailymotion.com/video/xegpdi_insan-insan-fazil-say_music

Bermal

Güz Sancısı (2008)

Daha önce azınlıklara uygulanan ayrımcı politikalardan biri olarak Varlık Vergisi ile ilgili Salkım Hanım’ın Taneleri adlı romanından hatırlayacağımız Yılmaz Karakoyunlu’nun bu kez Güz Sancısı adlı romanı, yine Tomris Giritlioğlu yönetiminde sinemaya uyarlandı.

Guz-Sancisi-Afis

Azınlıkların işyerlerinin, evlerinin yağmalanıp ülkeden zorunlu olarak göç etmelerine neden olan 6-7 Eylül olaylarını anlatan film, babaannesi tarafından üst düzey devlet adamlarına ve bürokratlara pazarlanan bir fahişe olan Rum asıllı Elena (Beren Saat) ile karşı komşusu ve milliyetçi bir ailenin oğlu olan Behçet (Murat Yıldırım) arasındaki yasak aşk ilişkisi ekseninde o dönemin toplumsal ve siyasal atmosferini başarılı bir şekilde yansıtıyor.

Filmin fragmanı için;

Tarihsel ek bilgi: Peki 6-7 Eylül 1955’te neler yaşanmıştı? Atatürk’ün Selanik’teki evinin bombalandığı ile ilgili sonradan asılsız olduğu anlaşılacak bir haberin İstanbul Ekspres gazetesinde (ki gazetenin o dönemin iktidar partisi olan Demokrat Parti yanlısı bir yayıncılık sergilediği bilinmektedir ve ne hikmetse normalde 20 bin civarında tirajı olan bu gazete, haberin verildiği 6 Eylül’de 290 bin adet basılmıştır.) yayımlanmasının ardından aynı günün akşamı gayrimüslim azınlıklara -özellikle de Rumlara yönelik- bir yıkım ve yağma hareketi başlamıştır. Şişli’deki bir pastaneye yapılan ilk saldırının ardından Kumkapı, Samatya, Yedikule ve Beyoğlu gibi o dönem gayrimüslim azınlıkların yoğun olarak yaşadığı yerlere sıçrayan olaylarda, Rum, Ermeni ve Yahudi azınlıkların ev, işyeri ve ibadethaneleri saldırıya uğrarken devlet yönetimi ve emniyet güçleri oldukça pasif bir tutum sergilemiş ve olayları izlemekle yetinmişlerdir. 6 Eylül akşamı başlayıp 7 Eylül sabahına kadar süren saldırılarda içinde kilise ve havraların da bulunduğu binlerce mülk tahrip edilirken, azınlıklar maddi manevi büyük zarara uğratılmıştır. Olaylar sırasında birçok azınlık mensubu hayatını kaybederken (bazı kaynaklara göre 11, bazı kaynaklara göre 15 kişi) yüzlerce kişi de yaralanmıştır. Olayların ardından binlerce Rum asıllı yurttaş Türkiye’yi terk ederken, daha önceki azınlıklara yönelik saldırılarda olduğu gibi Türklerin sermaye üzerindeki hakimiyeti artmıştır.

Bermal

Guernica – Pablo Picasso

Paris’te, Guernica’nın duvarda asılı olduğu evinde Picasso’yu bir Nazi subayı ziyaret eder. Tabloyu görünce Picasso’ya sorar: “Sayın Picasso bu tabloyu siz mi yaptınız?”

Picasso yantlar: “HAYIR SİZ YAPTINIZ!”

Untitled

Picasso’nun başyapıtlarından biri olan Guernica, İspanya İç Savaşı sırasında Nazi Almanyası’na ait 28 bombardıman uçağının 26 Nisan 1937’de İspanya’daki Guernica şehrini bombalamasını anlatan anıtsal tablodur.

Bermal